| |
Sonucun
nasıl çıkacağı önceden kestirilemez. Belki hiç pürüz
çıkmadan doyuma ulaşacaksınız, belki de çeşitli pürüzlerle
karşılaşacaksınız.
Kadının ilk cinsel birleşmeye (koitus) karşı duyduğu tipik,
yaygın tepki bir düş kırıklığıdır: "Bunca lafını duyduğum
şeyin olup olacağı bu muymuş?" Bu kadın ilk cinsel
birleşmesinde büyük bir olasılıkla orgazm olmayacaktır.
Erkeğin tipik tepkisi, çok çabuk orgazm olarak erken
boşalmaktır (zamansız ejakülasyon).
Gene tipik olarak, hem kadın hem de erkek büyük bir
ihtimalle, kendilerinde bir eksiklik olduğuna inanarak
suçluluk duygusuna kapılacaklardır ki bu tamamen yersizdir.
Ne var ki burada bir ayrıma parmak basmak gerek: aynı
sorunlar evlilik ilerlediği halde düzelmiyor, sürüp
gidiyorsa o zaman eşlerin cinsel yaşantısında gerçek bir
aksaklık var demektir. Yürümeye yeni başlamış bir çocuğu ele
alalım. Adımları sarsaktır, sendeler, düşer, kalkar gene
sendeler, üzülür, gene dener. Ve sonunda yürümeyi başarır.
Gelgelelim aynı çocuk üç, dört yaşında hâlâ bir yaşındaki
gibi "sendeliyorsa", durum değişir.
Yeni evlenen çiftlerin çoğunluğu birbirlerine
alışmamışlardır, alışmaları gerekir. Birbirlerinin neyi
sevip sevmediklerini, vücutlarının ritmini öğrenmeleri
gerekir. Dans etmeye de benzer iki vücudun birbirine uymayı
öğrenmesi, ilk birleşmede eşlerin ikisinin de güvensiz
olması doğaldır. Bu güvensizliğin doğal olduğunu bilirseniz
gerginliğiniz, korkularınız azalabilir ki bu da çok
önemlidir. Çünkü bir kez, "Eyvah, bir bozukluk var," diye
korkuya kapıldınız mı gerçek bozuklukların baş
göstereceğinden emin olabilirsiniz.
Kadın bundan önce hiç cinsel birleşmede bulunmamışsa, onun
bakireliğinin sona erecek olması nedeniyle hem kendinin hem
de eşinin kaygı duymaları ve gerilim içinde olmaları da
olağandır. Kadının gerginliği çoğunlukla vajina girişindeki
kasları büsbütün sıkıp büzer. Sinirlerimiz gerilince boyun,
boğaz, omuz kaslarımız sıkışmaz mı? Bu da böyle bir
sıkışmadır işte. Kimi zaman gerginliğimizi fark edebilirsek
kaslarımızı kendi kendimize, bilinçli olarak gevşetebiliriz.
Kimi zaman da kaslarımıza söz geçiremeyiz.
"İlk gece"de cinsel birleşme sırasında gelinin geleneksel
olarak çektiği can acısının başlıca nedeni vajina
girişindeki kasların aşırı sıkışıp gerilmesidir. Vajinaya
giriş (penetrasyon) yapmaya çalışan erkek cinsel organı
penis bu işi gerçekleştirebilmek için vajina girişini
zorladıkça kadın can acısı duyacaktır, işte bu kasları kadın
bilinçli olarak, bir dereceye kadar gevşetip gevşek
tutabilir. Başarılı bir ilk gece yaşamak isteyen kadınlar,
evlenmeden önce bu kasları büzüp gevşeterek alıştırma
yapmalıdırlar, ilk birleşmenin heyecanı sırasında bu
alıştırmaları hatırlayıp uygulayabilirlerse ilk penetrasyon
sırasında daha az can acısı duyacaklardır.
Kadının aşırı gerginliğini önlemek için yapılabilecek olan
başka bir şey de kızlık zarı (himen) konusundaki masalları
açıklığa kavuşturmaktır.
Gerçekte kızlık zarı vajina girişini ancak kısmen kapayan,
oldukça ince bir zardır. Tümden kapalı olması imkânsızdır,
hiç değilse âdet kanı oradan akacaktır. Kızlık zarı aralığı
kiminde çok küçük, kiminde nispeten geniş olur. Kimi kızlık
zarı oldukça kalın, kimisi ipinceciktir. Ne var ki kızlık
zarı elastik bir dokuda olduğu için zardaki aralık, kas
gevşetmesi ile ya da penisin zorlamasıyla genişleyebilir.
Aralık, penisin zorlamasıyla genişlerse, bu durum biraz
kanamaya ve geçici bir ağrıya neden olur, ama vajinanın
kendisi herhangi bir zarar görmez.
Âdet sırasında tampon kullanan genç kızlarda zar gevşemeye
alışmıştır. Buna rağmen genç kız, ilk birleşmede çocukluktan
kalan "iyi bir kız" olma isteği nedeniyle kendini bilinçsiz
olarak gerebilir.
Biz dönelim ilk geceye. Kaslarını kendi kontrol etmeyen
kadının ilk birleşme sırasındaki heyecan arasında iyice
gerginleşmesi doğaldır. Üstelik normal olarak cinsel
heyecanlanma sırasında vajinanın iç duvarlarının sızdırdığı
kayganlaştırıcı, nemlendirici salgılar da bu gerginlik
yüzünden iyice kıtlaşacaktır. Bu yüzden kızlık zarı,
normalde olduğundan çok daha kalın ve gergin duracaktır.
Bu da erkeğin penetrasyonu gerçekleştirebilmek için aşırı
güç ve baskı kullanmasını gerektirecektir. Böyle bir durum
eşlerin ikisi için de ürkütücü bir durumdur! Kadın saldırıya
uğramış gibi olurken erkek üstüne düşeni başarabilmek uğruna
sevdiği kadına ıstırap vermek zorunda kalarak dehşete
kapılabilir.
Birleşmeye biraz ara vermek, konuşmak, dinlenmek,
birbirinizi yüreklendirmek kimi durumlarda başarıyı
kolaylaştırabilir. Biraz krem kullanmak da yarar
sağlayabilir. Bu arada erkeğin kaygı ve sinir gerinliği
yüzünden tam erekslyon (penisin dikleşip sertleşmesi)
olmaması ilk gecelerde sık sık rastlanan bir durumdur. Bu
erkeği müthiş sıkar ve üzer, çünkü bu konu güven ve
gururunun kökeni olan erkekliğiyle ilgilidir. Erkekliğinin
sıfıra indiğini hisseder. Ama paniğe ve iktidarsızlık
duygusuna kapılmamak için bilinçli çaba harcaması şarttır.
Yoksa duygusal ve cinsel yönden soğuklaşıp uzaklaşabilir.
Eşlerin ilk birleşmeler sırasında düşebilecekleri en ciddi
yanılgı herhangi bir nedenle soğukluğa kapılıp duygusal
yönden birbirlerinden uzaklaşmaktır. Böyle bir tutum,
kişinin kendi kendini ve karşısındakini suçlamasına yol
açar. Gerginliği artırır ve yeni başarısızlıklara yol
hazırlar. Böyle bir durumda kişinin kendi kabuğuna çekilmesi
de yanlıştır. Sevgi, anlayış ve hoşgörüye her zamandan çok
ihtiyaç vardır.
Sımsıkı sarılışmak. Öpüşmek. Okşamak. Sevmek. Tatlı,
yüreklendirici, umutlandırıcı sözler fısıldamak, yapılması
gerekenler bunlardır. Sizin kişisel olarak yapmanız gereken
ilk ve başlıca şey de şunu hatırlamaktır: Bu ilk sevişme
yalnızca bir başlangıçtır ve önsözdür, asıl öykü daha sonra
gelecektir.
|
|