Frengi (Sifiliz) Tedavisi

 

 

 
 
Treponema pallidum olarak adlandırılan bakterinin neden olduğu tedavi edilmediği zaman vücudun birçok organını etkileyen sifiliz çok eski çağlardan beri bilinen ve sık rastlanılan cinsel yolla bulaşan hastalıklardan biridir. Halk arasında frengi olarak da adlandırılmaktadır. Her yıl yaklaşık 12 milyon kişi frengi'ye yakalanmaktadır.
 
   
 

Bulaşma

%90 olguda bulaşma vaginal, anal veya oral sex ile olur.Hastalığın erken dönemlerinde genital, anal veya dudak mukozası ile temas edildiğinde ciltteki açık bir yaradan da enfeksiyon bulaşabilir.( örneğin öpüşme ile bulaşma riski vardır).Çok ender olarak diğer cinsellikle bulaşan hastalıklardan farklı olarak sexuel olmayan yollarla da bulaştığı görülmüştür.( Örneğin hastalığın birinci veya ikinci evresinde elinde açık yarası olan bir kişinin yine elinde açık bir yarası olan bir diğer kişi ile el sikişması ile bulaşabilir.) Bu da mikrobun ne kadar bulaşıcı olduğunu göstermektedir. Frengi ayrıca kan nakli ile de bulaşabilmektedir. Frengili hamile kadınların % 70 i mikrobu bebeklerine bulaştırır ve bu bebeklerin yaklaşık % 25 i ölü doğar veya erken doğum nedeniyle ölürler.

Belirtiler

Birinci evre: İlk belirtiler mikrop bulaştıktan sonraki 9 - 90 gün içinde genellikle bakterinin vücuda girdiği yerde ortaya çıkan şankr adı verilen kırmızı, sert, ıslak görünümlü yaklaşık bir santim büyüklüğünde ağrısız çıbanlardır. Rektum, vulva veya vajinada, peniste sünnet derisinin altında oluşabilirler. Bazen vajenin iç kısımlarında.servikste oluşurlar ve hasta tarafından farkedilmeyebilirler. Ağız dudak ve dilde de oluşabilirler. Genellikle 3 hafta içerisinde kaybolurlar.

İkinci evre:Hastalık birinci evrede tedavi edilmezse 2-12 hafta içerisinde mikrop vücuda yayılır ve ellerde, avuçlarda, ayaklarda ve çeşitli vücut kısımlarında bakteri taşıyan, kırmızı döküntüler oluşur.Bu dönemde bulaşıcılığı oldukça yüksektir.Soğuk algınlığı benzeri ateş, boğaz ağrısı, halsizlik ve başağrısı yapabilir. Lenf bezlerinde şişme, saçlarda dökülme görülebilir. Hastalığın bu evresi 2 yıl veya daha fazla sürebilir.

Üçüncü evre: Bu evre de hastalık kaybolmuş gibi belirti vermeyebilir.Ancak yapılacak kan testleri ile enfeksiyonun varlığı saptanır. Ancak bakteri kalp, göz, beyin, sinir sistemi, kemikler ve eklemleri etkilemektedir. bu evre on yıl sürebilir. Hastalığın son aşamasında kalp hastalıkları , körlük, felçler ve ölüm görülebilir.

Tanı:

Bazı aşamalarında belirtiler başka hastalıklara benzediği için tanı güç olabilir. Bakteriyi tanıyan kan testleri hastalığın ilk 3 ayında yapıldığında yanıltıcı sonuç verebilir. doktor tarafından şankr'dan alınan materyalin mikroskobik incelemesinde bakterinin görülmesi ile tanı konulur.

Tedavi:

Doktorunuz tarafından verilecek uygun antibiyotiklerle (genellikle penisilin, alerjik vakalarda tetrasiklin, doksisiklin,erytromicin, ceftriaxone grubu antibiyotikler) tedavisi mümkündür. Tedavi başladıktan sonraki ilk 48 saat içerisinde bulaşıcılık artar, sonra kaybolur. Tedaviyi mutlaka bir doktor yönlendirmeli, zaman zaman yapılacak kan testleri ile hiç bakteri kalmayıncaya kadar tedaviye devam edilmelidir. Hastalık sinir sistemini etkiledi ise testler iki yıl sürdürülmelidir. İlerlemiş sifilizde etkilenmiş organlardaki değişiklikleri geriye döndürmek mümkün değildir.

Korunma:

Cinsellikle bulaşan tüm hastalıklarda olduğu gibi tek eşlilik ve güvenli bir prezervatif kullanımı hastalıktan korunmayı sağlayacaktır.Ancak prezervatif vücudun diğer yerlerinden bulaşacak hastalıktan korunma sağlamaz. Cinsel ilişkiden sonra yıkanmak veya idrara çıkmak hastalıktan koruma sağlamaz.Tedavide diğer eşin de incelenmesi gerekir. Sifiliz hastası olupta tedavi olmuş kişilerde tedavi bitiminden sonra dahi 1 hafta kadar ilişkiye girmemek güvenli olacaktır. EĞER HASTALIĞIN BELİRTİLERİNİN SİZDE DE VAR OLDUĞUNA İNANIYORSANIZ LÜTFEN VAKİT KAYBETMEDEN BİR ÜROLOĞA GÖRÜNÜN: KENDİ KENDİNİZİ TEDAVİ ETMEYE KALKIŞMAYIN:

 

Tüm hakları tedavisi.biz sitesine aittir 2009© İletişim

UYARI;Bu Sitedeki bilgiler insanları, sağlıkları hakkında bilgilendirme amacıyladır, tıbbi tedavinin hekim kontrolünde yapılması zorunludur. Bilgilerin yanlış veya uygunsuz kullanımından doğacak mağduriyetten konu içeriğini yazan veya düzenleyen kişiler sorumlu değildir.