| |
İleri yaş
glokomu ağrısızdır, sinsidir !
Glokomda göz içi basıncı sıklıkla yavaş yavaş yükselip,
görme sinirinde yavaş, fakat ilerleyici bir harabiyet yapar.
Bu özellikleri nedeniyle de, halk arasında inanılanın
aksine, ağrısız ve sessiz gidişli bir hastalıktır. Yine bu
özelliğinden dolayı hasta bireylerin çoğu, varolan
glokomunun farkında değildir. Hastalığın çok ileri
evrelerinde ise, görme alanındaki ileri derecede daralma,
hasta tarafından hissedilebilir. Ya da hastalığın son
evresinde, bir gözün ışığı bile seçemediği farkedilir ki, bu
aşamada, artık tedavisi mümkün olmayan bir kayıp söz
konusudur.
Glokomun daha nadir görülen tipinde ise, ani olarak çok
yüksek değerlere çıkan göz içi basıncı, göz çevresinde ağrı,
gözde kızarıklık, görmede bulanıklaşma, ışıkların çevresinde
halelerin görülmesi ve mide bulantısı ile kusmalara neden
olur.
Diabette glokom
riski 3 kat artmıştır!
Glokom normal
toplumda %2 sıklıkla görülen bir hastalık olmakla
birlikte, bazı bireyler glokom gelişimi yönünden daha
fazla risk altındadır.
Birinci dereceden
akrabalarında glokom olanlar en fazla risk altında olan
gruptur, bu bireylerde glokom gelişme riski on kat daha
fazladır.
İkinci önemli risk
faktörü diabettir. Diabetli hastalarda glokom riski,
normal bireylere göre üç kat daha fazladır.
İleri yaşta glokom
sıklığını artırır, özellikle 65 yaş üzerinde glokom
hastalığına daha sık rastlanır.
Ayrıca
hipertansiyon, tıkayıcı damar hastalıkları, migreni olan
bireylerde ve yüksek miyop gözlerde de glokom riski
artmıştır.
Glokom önlenebilir
körlüklerin en başında gelir!
Hemen hemen hiç
bulgu vermeyen bu hastalık, ancak, kontrol amacıyla göz
muayenesi yapılan kişilerde erken tanınabilir.
Düzenli yapılan
göz muayeneleri ile glokomun erken tanısı mümkündür!
Bu amaçla önerilen göz
muayenesi aşağıdaki sıklıkla yapılmalıdır:
Hiçbir risk
taşımayan olgularda
35-40 yaş arasında
bir kez
40-60 yaş arasında
2-3 yılda bir kez
60 yaştan sonra
1-2 yılda bir kez
Risk
grubundaki olgularda
35 yaştan
sonra her yıl 1 kez
Ağrısız ve sessiz gidişi nedeniyle bireylerin çoğu
hastalığının farkında değildir. Glokomun tespitinde düzenli
aralıklarla yapılan göz muayenelerinin önemi büyüktür
Yine bu nedenlerden dolayı göz içi basıncının ölçümü,
gözdibi bakısı ve görme alanı incelemesi, göz muayenesinin
önemli bir parçasını oluşturmaktadır.
Her bireyin göziçi basıncı kendine özeldir!
Göziçi basıncının normal aralığı, genelde 10-22 mm Hg olarak
kabul edilir. Ancak, glokom ile göziçi basıncı düzeyi
arasında oldukça karmaşık bir ilişki vardır.
Bazı olgularda 22 mm Hg’dan yüksek göziçi basıncı, görme
sinirine zarar vermez. Bu olgular, yine de daha sonra
gelişebilecek harabiyet yönünden takip edilmelidir.
Bazı olgularda ise normal kabul edilen aralıktaki göziçi
basıncı düzeyine rağmen, görme siniri harabiyeti vardır. Bu
tip olgulara Düşük Basınçlı Glokom denmektedir. Yapılması
gereken, göziçi basıncını mevcut düzeyinden daha aşağılara
çekmektir.
Göziçi basıncı gün içinde değişir!
Göziçi basıncı günün belirli saatlerinde, kişinin ilaç
kullanıp kullanmamasıyla da ilgili olarak, önemli
değişiklikler gösterir. Sağlıklı kişilerde 5 mm Hg’a kadar
olmasını beklediğimiz bu dalgalanma, glokomlularda daha
fazladır. Bu değişim, vücut tansiyonuyla ilişkili değildir.
Ancak, vücut tansiyonu sürekli yüksek seyreden olgular risk
grubunda olduklarını bilmeli, yılda 1 kez, yakınmaları
olmasa da göz doktoruna başvurmalıdır.
Erken tanı glokoma ait harabiyeti durdurabilir; ama geri
döndüremez!
Glokom tanısında geç kalınmadıktan sonra tedavisi mümkün
olan bir hastalıktır. Düzenli tedavi ve kontrollerle glokoma
bağlı körlükler önlenebilir. Günümüzde göz içi basıncını
düşürmeye yönelik çok sayıda ilaç alternatifi mevcuttur.
Glokom tanısı konulduğunda, hastanın sistemik hastalıkları
da dikkate alınarak en uygun tedavi seçeneği belirlenir.
Bir kez glokom tanısı konulan bireyin ömür boyu, verilen
ilaçları düzenli olarak kullanması ve takibi şarttır. Göz
içi basıncını düşürmeye yönelik bu damlaların, düzenli
olarak, mümkün olduğunca günün önerilen saatlarinde ve göze
isabet edecek şekilde, göze değdirilmeden damlatılması
tedavinin başarısı yönünden çok önemlidir. Örneğin, günde
iki kez damlatılması önerilen göz tansiyonu damlası,
sabahları 08.00’de damlatılıyorsa, akşamları da 20.00’de
damlatılmalı, gece yarısı veya yatmadan önceye
bırakılmamalıdır.
Glokom tedavisi alan kişinin takibinde, ilaçla elde edilen
göziçi basıncı düzeyi, önem taşır. Bu nedenle, tedavi alan
glokom hastaları, kontrol muayenelerine geldiklerinde de
tedavilerini aksatmamalı, muayene günündeki damlalarını da,
saatinde damlatmalıdır.
Tedavinin başarılı olup olmadığı, hastalığın şiddetine göre
değişen sıklıklarla yapılacak kontroller ve görme alanı gibi
ek incelemelerle yapılır. Genel olarak ilaç tedavisi ile göz
içi basıncını kontrol etmek mümkündür; Ancak, ilaç
tedavisinin yetersiz kaldığı veya iyi uygulanamadığı
durumlarda laser tedavisi ya da ameliyatlar ile de göz içi
basıncını düşürmek yoluna gidilebilir.
Özetle; glokom önlenebilir körlük nedenlerinin başında
gelir. Erken tanı, en önemli tedavi şansını yaratır. Hiçbir
yakınmanız olmasa dahi, göz doktorunuza önerilen sıklıklarda
başvurmanız, görmeye devam edebilmeniz için şarttır.
Aydınlık ve güzel günler dileğiyle....
Op. Dr. E. Deniz Eğrilmez & Op. Dr. Sait Eğrilmez
|
|