| |
Katarakt
hastalığı, saydam olan göz merceğinin bu saydamlığını
yitirmesi ve gözbebeğinden normalde alınan siyah reflenin,
yerini opak-beyaz refleye bırakması ile karakterizedir.
Tarih boyunca, bu beyaz refle, hızla akan suyun aldığı renge
benzetilerek “katarakt” terimi kullanılmıştır, halen de tüm
dünyada aynı ortak bir terim kullanılmaktadır.
Kataraktla birlikte renkler canlılığını kaybeder, görme
azalır : Bulanıklaşan göz merceği, dışarıdan gelen ışıkların
göz içine, görme noktasına ulaşmasını engeller, böylelikle
kataraktlı hastalarda görme bulanıklaşır ve görme kalitesi
düşer. Başlangıçta kataraktlı hastaların görmeleri henüz
belirgin olarak azalmasa da dünyayı daha soluk ve cansız
görürler. Başka bir deyişle katarakt gelişimi ile dünyaya
açılan pencelerimize yavaş yavaş bulanık bir perde
inmektedir. Diğer belirtiler ise özellikle aydınlık
ortamlarda gözlerde kamaşma, gözlük numaralarında hızla
değişme şeklinde özetlenebilir.
Yaşlılık kataraktında
bir yandan görme bulanırken, diğer yandan da özellikle
mavi renkte azalma, sarı renkte artma şeklindeki renk
görme bozukluğunu görmekteyiz
Yaşamının ileri yıllarında, gelişen kataraktına bağlı
olarak, ünlü ressam Van Gogh'un resimlerinde de sarı
hakimiyetini dikkat çekicidir
Diabetik kataraktta ise,
loş ortamda normale yakın görmeye karşın ışıklı ortamda
azalan ve ışıkların etrafında halolar görmeyle karakterize
görme yakınması belirgindir. Bu kişiler araç kullanırken,
otomobil farlarından fazlaca etkilenirler. Bazen bu
yakınma, normal oda aydınlatmasında ve loş ortamda iyi
görebilen bir araç sürücüsü için ameliyat nedeni olabilir.
Diabetik kataraktta özellikle ışıklı cisimlere bakarken
ortaya çıkan görme bozukluğu dikkat çekicidir.
Katarakt gelişimini önlemek mümkün
mü?
Katarakta neden olabilecek pek çok hastalık, ilaç ve
çevresel faktör mevcuttur. Ancak, katarakt gelişiminin en
önemli nedeni yaşın ilerlemesidir. İlerleyen yaş, nasıl
bazı insanları diğerlerinden daha erken ve daha fazla
etkiliyorsa, katarakt da bazı insanlarda daha erken ve
belirgin olarak ortaya çıkar, ama yaşlanma önlenemedikçe,
kataraktın da önlenmesi mümkün görünmemektedir. Günümüzde
henüz katarakt gelişimini engelleyecek veya bulanıklaşan
lensi tekrar saydamlaştıracak tedavi yöntemi
bulunamamıştır.
Diabetik kişilerde katarakt iki kat
sık görülür
Bazı hastalıklarda, özellikle de "Diabet"te katarakt
sıklığı artmaktadır. Diabetli hastalarda hem yaşa bağlı
katarakt daha erken ortaya çıkmakta, hem de yaşlılık
kataraktından çok daha erken yaşlarda diabete bağlı
katarakt görülmektedir. Diabetli hastalarda hastalık
süresi, kan şekeri kontrolü ve yaş, katarakt gelişiminde
etkilidir. Gelişiminde çok sayıda faktörün etkili olduğu
kataraktın, önlenmesi de buna bağlı olarak güçleşmektedir.
Ancak, diabet hastalarında iyi kan şekeri kontrolü
kataraktın ilerlemesini yavaşlatabilir.
Kataraktın tedavisi ameliyattır
Oldukça sık görülen bir hastalık olduğundan, katarakt
ameliyatının tarihçesi de milattan önce 2000 yıllarına
kadar uzanmaktadır. Yani 4.000 yıl önce de katarakt
ameliyatı yapılıyordu. Tarih kitaplarında ilk katarakt
ameliyatının Babil'de, bulanıklaşan göz merceğinin göze
uygulanan bir darbe ile göz içine düşürülmesi şeklinde
yapıldığı bildirilmektedir. Bulanıklaşan ve bağları
güçsüzleşen mercek, gözün içine (vitreusa) düşürülerek,
görme hattında yarattığı bulanıklık ortadan
kaldırılıyordu. Yüzyıllarca bu ilkel, ancak başarılı
teknik kullanıldıktan sonra 1747'de, yani bilinen ilk
katarakt ameliyatından 3750 yıl sonra, daha modern bir
teknik geliştirilmiş, bulanıklaşan mercek, göziçine
düşürülmek yerine gözün dışına alınmaya başlanmıştır.
Alınan merceğin yerine, bir başka mercek konulmadığı için,
katarakt ameliyatı olan hastalar 1950'li yıllara kadar çok
kalın camlı (10-13 dioptri) gözlüklere ihtiyaç
duymuşlardır. İkinci dünya savaşında İngiliz savaş
uçaklarının gölgeliklerinin yapımında kullanılan
plastiğin, çatışmalar sırasında pilotların gözüne kaçtığı
ve gözde yabancı cisim reaksiyonu yaratmadığı gözlenmiş,
ilk göz içi merceği fikri bu şekilde doğmuştur. 1990'lı
yıllara kadar, sert göz içi mercekleri başarıyla
uygulanmış, son yıllarda katlanabilen (yumuşak)
merceklerin geliştirilmesiyle günümüzdeki modern ameliyat
tekniklerine ulaşılmıştır. Göziçi mercekleri, diğer organ
protezlerinin aksine, bir daha değiştirilmesine gerek
olmamak üzere, göziçine yerleştirilmekte, kişinin
eskitemeyeceği kadar uzun süre yerinde kalmaktadır.
En konforlu ameliyat !
Sadece göz damlası ile sağlanan anesteziyi takiben dikiş
gerektirmeyecek kadar küçük bir kesiden göz içine
girilmekte, bulanıklaşan mercek ultrasonik ses dalgaları
ile temizlenmekte ve yerine hasta için uygun göz içi lensi
takılmaktadır. Ameliyat öncesi yapılan ölçümler sayesinde
her bireyin ihtiyacı olan lens gücü belirlenmekte, bu
sayede ameliyat sonrası gözlük ihtiyacı da en aza
indirilmekte, hastanın beklentileri de göz önüne alınarak
ideal gözlük numarasının elde edilmesi mümkün olmaktadır.
Bu gelişmeler ve elde edilen başarılı sonuçlar dikkate
alındığında katarakt ameliyatının en konforlu cerrahi
girişim olduğu ortaya çıkmaktadır. Her görme azlığının tek
nedeni katarakt olamayacağından, kişinin bu ameliyattan ne
kadar yarar göreceği, ameliyat öncesi muayenelerle
değerlendirilmektedir. Bu değerlendirme, kataraktı
bembeyaz hale gelmemiş, yani henüz gözdibi muayenesi
yapılabilen olgularda % 100'e varan güvenilirliktedir.
Ameliyat kalitesinin artması ile paralel olarak, ameliyat
zamanlaması da değişmiştir. Bugün katarakt ameliyatının
zamanı, hastanın ihtiyaç duyduğu andır. Kişinin günlük
aktivitesi, mesleki özellikleri dikkate alınarak hekim ile
hasta birlikte ameliyat zamanını belirlemelidir. Net
görmenin önemli olduğu mesleklerde kataraktın çok erken
evrelerinde ameliyat yapılarak, görme kalitesini artırmak
mümkündür.
Katarakt tekrar eder mi ?
Başarılı bir katarakt ameliyatından sonra kişide tekrar
katarakt gelişmesi mümkün değildir. Çünkü kişinin
opaklaşan merceği alınmış, yerine yapay bir mercek
konulmuştur. Ancak, katarakt ameliyatı geçirmiş kişilerde,
yapay merceği yerleştirdiğimiz yer, doğal mercek zarına
(kapsülüne) ait ceptir. Bu zar (doğal merceğin kapsülü)
zamanla opaklaşabilir ve hasta katarakt ameliyatından
önceki gibi bulanık-mat görmeye, ışıkların etrafında
halolar görmeye başlayabilir. Bu durumda, aynen bir göz
muayenesi olur gibi, lazer bağlantılı biomikroskopa yüzünü
yerleştiren hasta, tamamen ağrısız olmak üzere, opaklaşmış
lens kapsülünün merkezinde yaratılan açıklıkla, önceki iyi
görmesine kavuşturulur.
Diabetli hastaların yarısı hayatında bir kez ameliyat
olmaktadır ve katarakt ameliyatı yapılan hastaların
%10'unu diabetliler oluşturmaktadır. Lokal anestezi,
diabetik olguların da sistemik durumlarına bağlı herhangi
bir kısıtlama olmaksızın ameliyat olabilmelerine imkan
sağlamaktadır. Bazen hastaların görme ihtiyaçları, bazen
diabetik retinopatinin takibi ve laser fotokoagülasyon ile
tedavisi için katarakt ameliyatı kaçınılmazdır. Ancak
modern teknolojinin, tıbba sunduğu imkanlarla, katarakt
ameliyatı bugün korkulacak bir girişim olmaktan çıkmış, en
konforlu ameliyat haline gelmiştir. Aydınlık ve güzel
günler dileğiyle...
Hazırlayanlar :
Op. Dr. E. Deniz Eğrilmez
Op. Dr. Sait Eğrilmez
|
|